EditördenEDİTÖRDEN

DAÜ-SEN neden huzura kavuşamıyor…

DAÜ-SEN’DEN ALGI EKSİKLİĞİ VE YANILTMACALI “DOĞRULUK” BELAGATİ

 

Özdinç Akdel

 

DAÜ-SEN, yani anlı şanlı doğruluk neferleri ve DAÜ’deki kariyerlerini koruma altına almayı görev bilen kabuklu organizmaların benim de adımın geçtiği değersizleştirici ve indirgemeci bildirisini okuyunca neden DAÜ’nün bugüne kadar hiçbir zaman huzura kavuşmadığı çok iyi anlaşılıyor.

 

Bir kere DAÜ-SEN’in yönetici konumunda olan akademisyenler şunu bilsinler ki en azından kendi adıma konuşacak olursam “mevzuata uygun” kavramının ne anlama geleceğini bilecek kadar deneyime ve görev kariyerine sahibim.

 

Sadece görev yaptığım okulda değil kendi desteklerimle de birçok şahsın yetişmesine katkı koyan bir matematikçiyim ve hesap yapmasını sadece rakamlarla değil vicdanımla da yapmasını bilirim.

 

Yani diyeceğim, işler istediğiniz gibi gitmeyince ona buna “basiretsizlik” yakıştırması yapması konusunda uzmanlaşmış olabilirsiniz ancak bu kez bu halleriniz tutmayacak; bundan emin olabilirsiniz.

 

Bildiri şöyle devam ediyor: “Bu dokuz isim (yani VYK üyeleri), kişisel veya siyasi talepleri yerine getirmek için değil, Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin mali sorunlarına çözüm bulmak ve çıkarlarını korumak amacıyla görevlendirilmiştir.

 

” Ne güzel bir saptama; biz de aslında tam da bunun yerine getirilmesi için uğraşıyoruz… Ve şöyle devam ediyor: “Ancak uzun süredir ortada olan tablo, VYK’nın bu temel sorumluluğunu yerine getiremediğini göstermektedir.

 

VYK Başkanı’nın danışmanının görevlendirilmesinin sonlandırılması bir önergeyle gündeme alınmak istenmiştir.

 

VYK Başkanı Sayın Şemi Bora’nın söz konusu talebi mevzuata uygun olmadığı gerekçesiyle gündeme almaması üzerine Recai Ergün, Dr. Eyüp Göksu, Anıl İmre, Özdinç Akdel ve Turan Büyükyılmaz toplantıyı terk etmiş; toplantı nisabı bir kez daha düşürülmüştür.

 

Sorumsuz davrandıklarını göstermektedir.” Yahu aklınızı seveyim, ne yazdığınızın farkında mısınız? Tüm kurulun karşı çıktığı bir şeyden biraz kuşku duyup sormaz mısınız bu ne hal diye?

 

Yani sen VYK başkanı olarak ağa gibi davranacaksın (ki ağalığı onun adına tam da danışman olarak atadığı kişi yapıyor) diğer üyelerin fikrini hiçe sayacaksın ve bundan da haklılık payı çıkaracaksın.

Peki, ne yapsınlar? VYK üyeleri başkan diye oraya atanan zattın emir kulu mu? Yoksa onlar orada parmakçılık yapmak için mi bulunuyorlar?

 

Bildirinin en komik yeri şu: “Liyakat yalnızca kişilerin özgeçmişlerinde yer alan unvanlarla ölçülmez. Liyakat: kriz anında sorumluluk üstlenmek, toplantıya katılmak, görüş ayrılıklarına rağmen masada kalmak, oy kullanmak ve alınan kararlardan sorumluluk almak demektir.

 

Belirli talepler kabul edilmediğinde toplantıyı terk eden, nisabı düşüren ve çalışanların haklarıyla üniversitenin işleyişini kişisel hesaplara kurban eden bir kurulun işlevsel ve liyakate dayalı bir yönetim sergilediği ileri sürülemez.

 

Toplantılara katılmamak, toplantıları terk etmek, nisabı düşürmek ve belirli kişilere ilişkin talepleri üniversitenin temel sorunlarının önüne koymak, VYK Başkanı’nı etkisizleştirmeye yönelik sistematik bir yönteme dönüşmüştür.

 

Bu noktada Sayın Şemi Bora’nın tutumunu özellikle belirtmek gerekir.

Sayın Bora’nın kişisel veya siyasi taleplere göre değil, mevzuata, kurumsal sorumluluğa ve üniversitenin çıkarlarına göre hareket etmesi önemlidir.”

 

Bu yazılanları okuyunca bunlar bizi mi yoksa VYK başkanı Şemi Bora’yı eleştirmek için mi yazıldı diye düşünmedim değil. Bir kere “Şemi Bora’nın tutumu” dediğiniz şey sizin de beklentilerinizi içeren bir teslimiyet tutumudur.

 

Bugüne kadar alışageldiğiniz haller bunlardır elbette ama kendi adıma konuşacak olursam şundan emin olabilirsiniz tam da yapılanlar mevzuata ve DAÜ’nün ekonomik yapısını doğru adımlar atarak sağlama almaya yöneliktir.

 

Yurt işletmelerinden danışmanlık hizmetlerine kadar ne kadar çıkarcı yiyici eleman varsa hepsi hesap verecek bundan emin olabilirsiniz.

Ve bunu da kafanızın bir yerine sokarsanız çok iyi olur; üniversite sadece akademisyenlerin çıkarları etrafında dönmüyor.

 

Orada her birimiyle sağlıklı çalışması gereken bir kurum vardır ve biz bunun bilincindeyiz. Şunu da bilmenizi isteriz ki şu bildirinizde sözünü ettiğiniz ve şikâyet ettiğiniz her ne varsa işte tam da o yüzden VYK sağlıklı toplanamıyor.

 

Bilinmelidir ki DAÜ’ye verilecek zararın karşısında olacak birileri varsa o da bizleriz ve her türlü usulsüzlüğün liyakatsizliğin ve kendini bilmezliğin görevimiz süresince karşısında olacağız.

Sabırlı olun ve yeni gelişmeleri izlemeye devam edin; gerçekler er geç ortaya çıkar. Bundan kimine utanç kimine övünç düşer diyeceğim ama…