Çelik sektörü baskı altında
Çelik sektörü baskı altında; gündem kapasite fazlası ve SKDM’ye ilişkin belirsizlikler
9 Aralık Salı günü Çolakoğlu Metalurji ana sponsorluğunda İstanbul Marriott Hotel Asia’da
500’ün üzerinde katılımcıyla gerçekleşen SteelOrbis 20. Çelik Konferansı – Çelik
Piyasalarında Yeni Ufuklar’da küresel çelik sektörünün durumu tartışıldı ve beklentiler
paylaşıldı.
Konferansa sponsor olan diğer firmalar ise Atakaş Çelik, Kocaer Çelik, MMK
Metalurji, Tatmetal, Ağır Haddecilik, Forsen Makina Servis Ticaret, Galva Metal, Yatırım
Finansman, Arslan Group, Artımet Uluslararası Gözetim Şirketi, Davutoğlu Metal, Esna
Lojistik, Galva Makine, GILOG Lojistik, NEA Metal, Seçkin Metal ve Terratek Metal oldu.
Konferansın açılış konuşmasını yapan Çolakoğlu Metalurji Genel Müdürü ve Dünya Çelik
Birliği Başkanı Uğur Dalbeler, çelik sektörünün uzun süredir görülen en dengesiz ve adaletsiz
dönemden geçtiğini, piyasadaki en büyük sorunun kapasite fazlası olduğunu ifade etti.
Küresel ticarette değişen dengeler, enerji maliyetlerinde derinleşen kriz, artan işçilik ve kur
politikası maliyetleri ile Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) yarattığı
belirsizliklere de değinen Dalbeler, Türkiye’de ilk kez çelik ithalatının ihracatı geçtiğini,
dampingli ve sübvansiyonlu ürünlere “kapıların açık tutulmasının telafisi güç sonuçlar
doğurabileceğini,” söyledi.
İlk oturumda konuşan Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan,
Türkiye çelik sektörünün gidişatını “iki ileri bir geri” olarak değerlendirerek %70’in altındaki
kapasite kullanım oranlarının yükseltilmesi gerektiğini belirtti.
Çelik tüketimindeki artışın
Türkiye’yi yerel tüketimlerinde düşüş gözlenen ülkelerin hedefi haline getirdiğini ifade eden
Yayan, Türkiye çelik sektörünün büyümesindeki en önemli enstrümanın yurt içi tüketim
olduğunu dile getirdi.
Yayan’ın ardından söz alarak SKDM’ye ilişkin sunum yapan Redshaw
Advisors’ta Çevresel Piyasalar | Yeni İş Geliştirme Direktörü, Yenilenebilir Enerji Yöneticisi,
CP Türkiye ve Körfez Ülkeleri Sorumlusu Anıl Akalın, Türkiye’nin AB’ye çelik ihracatının 2032
yılına kadar %2-3 düşebileceğine, SKDM’den kaynaklı maliyetlerinin 2026 yılında 771 milyon
€ ve ardından 2032 yılında 2,5 milyar € seviyelerine çıkabileceğini ve ülkenin çelik ihracatının
2026 yılında ürün fiyatlarının %11’i kadar ek maliyetle karşılaşabileceğini ifade etti.
Hurda piyasası: ABD’de vergi etkisi, AB’de ihracat yasağı tartışması ve Türkiye’de arz
beklentisi
Konferansın ikinci oturumunda SteelOrbis Küresel Hurda Piyasası Analisti Ayça Özbay’ın
moderatörlüğünde gerçekleşen hurda piyasasının durumuna ilişkin panelde konuşan EMR
Group Ticari Genel Müdürü Tao Bai, vergilerdeki artışın ABD’deki kapasite kullanım
oranlarını, hurda talebini ve alım gücünü artırdığını, vergiler sonucunda piyasada oluşan
belirsizliğin ise ABD imalat sanayisini ve dolayısıyla hurda üretimini yavaşlattığını ifade etti.
AB’deki olası hurda ihracat yasağı söylentilerine ilişkin yorum yapan ASSOFERMET Başkanı
Cinzia Vezzosi, ihracat yasağının pek çok geri dönüşüm şirketinin kapanmasına yol
açabileceğini ve AB’nin en büyük hurda ithalatçısı olan Türkiye ile ekonomik ilişkileri zora
sokacağını ifade etti.
Türkiye’deki yerel hurda kapasitesine ilişkin ise Çolakoğlu Metalurji
Satın Alma Direktörü Koray Günay, önümüzdeki yıllarda Türkiye ekonomisinde iyileşme
görülürse inşaat sektörünün toparlanacağını, böylece hurda bulunabilirliğinin artacağını
söyledi.
Doğu Asya’da talep zayıflarken, Hindistan ve ASEAN’da büyüme görülüyor
Üçüncü oturumda Doğu Asya çelik sektörüne ilişkin mevcut tabloyu ve beklentileri paylaşan
JFE Steel Corporation Küresel İş Geliştirme Müdürü Kazuo Mike Fujisawa, son beş yılda
görünür nihai mamul tüketiminin Çin, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerde zayıfladığını,
buna karşılık ASEAN ülkelerinde ve Hindistan’da büyümenin devam ettiğini belirtti.
Çin’de
çelik talebi gerilerken Hindistan, Vietnam, Mısır ve Suudi Arabistan gibi ülkeler için ekonomik
büyüme öngörüleri ve Avrupa piyasasının yeniden canlanma ihtimalinin talepte toparlanmayı
destekleyebileceğini dile getirdi.
Fujisawa’nın ardından söz alan Ekonomik Kalkınma ve
İşbirliği Örgütü (OECD) Ekonomisti ve Politika Analisti Luciano Giua, Avrupa çelik
piyasasının cansız talep, düşük fiyatlar ve azalan üretim ile karşı karşıya olduğunu, küresel
kapasite fazlasının kontrolden çıktığını ve özellikle Çin ile ASEAN bölgesinden gelen ihracat
akışının Avrupa üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti.
Konferansın dördüncü oturumunda dijital dönüşüm ve yapay zekâ teknolojisi hakkında
sunum yapan Amplitude Başkan Yardımcısı ve Teknoloji Uzmanı Tansu Yeğen, çelik
sektöründe kullanılan yapay zekâ uygulamalarına değindi.
Yeğen’e göre çelik sektöründe
yapay zekâ kullanımı karbon salımının %10-15 oranında azaltılması, %15-20 enerji
optimizasyonu ve üretim planlamalarında kolaylık gibi bazı imkanlar sağlayacak.
Son oturumda ise “Türkiye’de ve Dünyadaki Ekonomik Gelişmeler” başlıklı sunumunda
Ekonomist Prof. Dr. Emre Alkin, Türkiye ile dünya ekonomisine yönelik son durumu ve 2026
yılına yönelik beklentilerini paylaştı.

