EKONOMİEkonomi

Taşıdığımız Yük Dolara Dönüyor

 

Ahmet Coşkunaydın

 

Ülkemizin coğrafi konumunun bizlere sağladığı artı değerlerden biride her alanda ulaştırmada taşıdığı avantaj.
Öyle ki bu avantaj kendini, kara yolu, hava yolu ya da deniz yolu ulaştırmasıyla, bunların birbirine bağlantısında ortaya koyuyor.

Bu anlamda söz konusu ve kısaca hizmet ihracatı diye tanımlanan bu alan, her geçen yıl ülkemize kazandırdığı döviz beklentisini artırarak sürdürüyor.

Geride bıraktığımız yıllarda, örneğin, 2024 yılında Hizmet İhracatı gelirleri 40 milyar dolar iken, bu geride bıraktığımız yılda 40 miyar 250 milyon doları aştı.

Bu anlamda ülkemiz de özellikle coğrafi konumu nedeniyle adeta Avrupa Birliği ile Asya arasında kilit noktayı oluşturma aşamasına ulaştı.

Bu konuda kamuoyunu aydınlatan Hizmet İhracatçıları Birliği Başkanı Murat Baykara “Global rekabette güç kaybeden Avrupa Birliği, Orta Asya ile güçlü ve modern bir ortaklık kuruyor.

AB ekonomilerinin Orta Asya açılımının anahtarı ise Türk taşımacıları oluyor” dedi.

HİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Yük Taşımacılığı ve Lojistik Hizmetleri Komitesi Başkanı Murat Baykara, Avrupa Birliği’nin, Türk taşımacılarının önündeki yapay engelleri kaldırıp, vizeleri kolaylaştırması ve Orta Asya’ya yönelik ticari açılımında, Türkiye ile lojistikte stratejik ortaklık kurması gerektiğini belirtti

Komitesi Başkanı Murat Baykara, lojistik ve yük taşımacılığı sektörünün yalnızca hizmet ihracatı açısından değil, Türkiye’nin mal ticaretinin sürdürülebilirliği açısından da kritik bir rol üstlendiğini vurguladı.

Baykara, “Lojistik ve yük taşımacılığı sektörü; iç pazar büyüklüğü, ihracata sağladığı katkı ve mal ticaretini mümkün kılması nedeniyle ülkemizin en stratejik hizmet sektörlerinden biridir.

2024 yılında Türkiye, 40 milyar doların üzerinde lojistik ve taşımacılık ihracatı gerçekleştirirken, bu rakamın yarısına yakını yük taşımacılığından oluştu.

2025 yılı kasım ayı itibariyle yıllıklandırılmış olarak lojistik ve taşımacılık ihracatı 42 milyar 250 milyon dolara ulaşırken, bunun 19 milyar 570 milyon dolarlık kısmı yük taşımacılığı ihracatı olarak kaydedildi” dedi.

Türkiye’nin güçlü ulaşım altyapısının sektöre önemli bir rekabet gücü sağladığını belirten Baykara, liman, havalimanı, karayolu, demiryolu ve stratejik lojistik tesislerin birlikte çalışabildiği bir yapının Türkiye’yi bölgesel bir lojistik merkez haline getirdiğini söyledi.

Baykara, “Karayoluyla 1.000-1.200 kilometrelik, havayoluyla ise 3 saatlik uçuş mesafesinde erişilebilen geniş bir talep havzasına sahibiz.

Buna düşük riskli ekonomik ortam, güçlü küresel bağlantılar, hizmette verimlilik ve kalifiye iş gücü eklendiğinde Türkiye lojistikte benzersiz bir konuma sahip” diye konuştu.

Kara, hava, deniz ve demiryolunda güçlü büyüme

Uluslararası yük taşımacılığında karayolunun özellikle AB ve sınır komşularıyla ticarette belirleyici rol oynadığını vurgulayan Baykara, “Son 10 yılda karayolu ile taşınan ihracat yaklaşık yüzde 55 arttı. 2014’te 55,3 milyar dolar olan karayolu taşımacılığı ihracatı, 2024’te 85,8 milyar dolara ulaştı” dedi.

Deniz taşımacılığında ise 2014-2024 döneminde konteyner taşımacılığının TEU bazında yüzde 62, elleçlenen yük miktarının ise ton bazında yüzde 38 arttığını aktaran Baykara, liman altyapısının güçlendirilmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı.

Baykara, limanların demiryolu bağlantılarının geliştirilmesi, depolama alanlarının artırılması ve transit taşımacılığı kolaylaştıracak uygulamaların devreye alınmasının Türkiye’nin küresel rolünü güçlendireceğini ifade etti.

Bu sektöre biraz daha fazla yatırım yapılıp, alt yapı modernleştirilirse ve çağın şartlarına uydurulması halinde ,cari açığın giderilmesinde asla göz ardı edilmeyecek katkılar sağlayacağı kesin bir artı olacaktır.