Editörden

9 ayda 2,6 milyar dolarlık hububat ihracatı

Güneydoğu’dan 9 ayda 2,6 milyar dolarlık hububat ihracatı

Güneydoğu Anadolu’da hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, toplam ihracat
içinde yüzde 30’luk payıyla lider konumunu korudu.

Ocak-Eylül döneminde sektörün
Güneydoğu’daki ihracatı yüzde 4,6 artışla 2,6 milyar dolara ulaştı.

İhracatta birinci sırada yer alan
ayçiçek tohumu yağında kilogram başına birim fiyatları yüzde 22,6 yükselirken, geçen yılın aynı
dönemine göre yüzde 17,9’luk artışla 446,6 milyon dolar gelir sağlandı.

İkinci sıradaki makarna
ihracatı yüzde 4 düşüşle 444,8 milyon dolar olurken, üçüncü sıradaki buğday unu ihracatı yüzde
27,1 düşüşle 267 milyon dolara geriledi.

Bölgenin hububat ihracatında Irak pazarı 725,9 milyon
dolarla ilk sırada yer almasına rağmen yüzde 13,6 daralma yaşandı. Ancak Suriye’ye ihracattaki
yüzde 44,8’lik artış bu düşüşü kısmen dengeledi ve Orta Doğu ülkelerine yapılan toplam ihracat
geçen seneye yakın seviyede gerçekleşti.

Afrika pazarında ise geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre
yüzde 18,9 artış kaydedildi.

Cibitu, Gana, Sudan, Togo ve Benin gibi ülkelerde artış oranları yüzde
17,7 ile yüzde 178,6 arasında değişti ve bölgenin Afrika’daki ihracat potansiyelini gösterdi.

“Sürdürülebilir tedarik, zamanında teslimat ve istikrarlı kalite belirleyici unsurlar”
Rusya ve Ukrayna’da üretim artışlarına rağmen kalite kayıpları ve lojistik aksaklıkların Karadeniz
havzasında fiyat oynaklığını artırdığını belirten Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı
Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, Türkiye’nin rekabet avantajını
etkileyen unsurları şu şekilde değerlendirdi:
“Gıda alanında hammaddeye erişimin zorlaştığı bu süreçte, küresel lojistikte süren dar boğazlar
ve navlun maliyetlerindeki dalgalanmalar ihracatçıların teslimat planlarını zorlaştırıyor.

Böyle
dönemlerde talebin fiyat esnekliği gerilediğinden sürdürülebilir tedarik, zamanında teslimat ve
istikrarlı kalite artık belirleyici unsurlar haline geliyor.

Öte yandan, küresel ölçekte artan girdi
maliyetleri ile yurt içindeki kur baskısının aynı anda hissedildiği bir dönemde, ürün ve hizmet
kalitesini korumak ihracatçılarımız için her zamankinden zor hale geliyor.

İşçilik, enerji ve
finansman giderleri son bir yılda ciddi şekilde artarken, kurun enflasyon karşısında sınırlı
hareketi rekabetçiliği olumsuz etkilemiş olsa da üretimden ihracata kadar her aşamada
verimliliği artıran çözümlerle bu süreci yönetmeye çalışıyoruz.

Önceliğimiz, küresel fiyat
oynaklıklarına karşı dirençli, inovasyona dayalı bir ihracat modeliyle sürdürülebilir büyümeyi
tüm pazarlarımızda kalıcı hale getirmek.”

“Türkiye’de yüzde 4,5’lik paya sahip sektörün Güneydoğu’daki payı yüzde 30”
Güneydoğu Anadolu’da ihracatını yılın ilk dokuz ayında yüzde 4,6 artırarak aynı dönemdeki yüzde
3’lük bölge artış ortalamasının üzerine çıkan hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektörünün bölge
ekonomisi için stratejik önemini bir kez daha gösterdiğine dikkat çeken Kadooğlu şunları söyledi:

“Türkiye’nin toplam ihracatı içinde yüzde 4,5 paya sahip olan hububat sektörü, bölgemizdeki
yaklaşık yüzde 30’luk payı ile Güneydoğu’nun ekonomik omurgasını oluşturuyor.

Bu fark,
tarımsal üretimden işlenmiş gıda ihracatına kadar uzanan zincirdeki disiplinin, güvenilirliğin ve
yıllar içinde oluşan güçlü sanayi kültürünün bir sonucudur.

Ancak Güneydoğu hububat ihracatçısı
bugün yalnızca maliyetlerle değil, aynı zamanda istikrarsız tedarik zincirleri ve bölgesel ticaretin
yeni dinamikleriyle de mücadele ediyor.

Suriye pazarında süren toparlanma bölge ihracatına
nefes aldırsa da Irak’taki korumacı politikalar bizim için hâlâ önemli bir engel oluşturuyor.

Rekabet gücümüzü korumak için pazar çeşitliliğimizi artırmak ve Afrika gibi potansiyeli yüksek
pazarlardaki etkimizi artırmak istiyoruz.

Ticaret Bakanlığımızın destek ve himayeleriyle Kasım
ayında Gana, Benin ve Togo’ya yönelik düzenlenecek alım heyeti organizasyonu da bu vizyonun
önemli bir adımı olacak. Hedefimiz, üretimden lojistiğe kadar her aşamada verimliliği artırmak;

Ar-Ge, markalaşma ve katma değerli ürün stratejileriyle bölgemizin ihracatını daha dayanıklı bir
yapıya kavuşturmak.”