XIII. Ulusal Uçak, Havacılık ve Uzay Mühendisliği Kurultayı
XIII. ULUSAL UÇAK, HAVACILIK VE UZAY MÜHENDİSLİĞİ
KURULTAYI SONUÇ BİLDİRİSİ YAYIMLANDI
TMMOB Makina Mühendisleri Odası (MMO) tarafından düzenlenen XIII. Ulusal Uçak,
Havacılık ve Uzay Mühendisliği Kurultayı, MMO Eskişehir Şube yürütücülüğünde 09-10
Mayıs 2025 tarihlerinde Eskişehir Odunpazarı Belediyesi 100. Yıl Kültür Merkezi’nde
yapıldı.
Ulusal Uçak,
Havacılık ve Uzay Mühendisleri, öğrenciler ile, ilgili kurum ve kuruluşlardan temsilcileri ile birlikte
toplam 218 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen Kurultayda;
Havacılık ve Uzay Mühendisliği Eğitiminde Yeni Yaklaşımlar
Roket, Uydu Teknolojileri ve Uzay Kirliliği & Havacılık ve Uzay Hukuku
İnsansız Hava Aracı Uygulamaları
İtki Sistemleri
Günümüzde Geliştirilmekte Olan Özgün, Özgür ve Çağdaş Çalışmalar
Uçuş Emniyetini İyileştirme Çalışmaları
Havacılık ve Uzay Sektöründe Dijitalleşme ve Endüstri 4.0 Uygulamaları &
Sürdürülebilir Havacılık ile Karbon ve Su Ayak İzi Çalışmaları
Uçuş Emniyetini (Flight Safety) Artırmaya Yönelik Çalışmalar
Havacılıkta Yeni Yaklaşımlar
konu başlıkları altında yapılan 9 oturumda toplam 24 bildiri ve 2 Poster bildiri sunuldu;
“Havacılık Kümelenmelerinin Sektördeki Önemi ve Gelecekteki Yeri” konulu bir panel
yapıldı.
Sunulan bildirilerde sivil havacılık faaliyetleri, insansız hava araçları, uydu ve roket
teknolojileri, havacılıkta ileri malzeme ve imalat teknolojileri ele alındı.
Havacılık ve uzay
sektöründeki kalite yönetimi, hukuki düzenlemeler, yatırım fizibilitesi ve sürdürülebilirlik
stratejileri başta olmak üzere havacılık faaliyetlerinin sürdürülebilir olmasını sağlayan
alanlardaki gelişmeler ve çözüm önerileri de tartışıldı.
Kurultayda dile getirilen görüşler aşağıda özet olarak kamuoyuna sunuldu.
Hemen her alanda olduğu gibi uçak havacılık uzay mühendisliği alanlarında çalışanların
sorunlarının arttığı vurgulandı.
Yapılan Açıklamada,” Eğitimden çalışma yaşamına, sektörün özel sorunlarından ekonominin genel yönetiminin
yansımalarına kadar bir dizi sorun, iktidarın bilinen politik anlayışı ve uygulamalarından ayrı
düşünülemez.
Ülke ihtiyaçlarının düşünülmemesi, bir plan ve programa bağlı olmama, gerekli altyapıların
ve yeterli akademik eğitim kadrolarının yokluğu gibi olgular, eğitimde niteliksizleşmeye ve
diplomalı işsiz sayısının artmasına yol açmaktadır.
Son yıllarda kamuya ait yüzyıllık askeri fabrikalar başta olmak üzere Türk Hava Kurumu ve
kamu üniversitelerinin yeni projeler üretme ve uluslararası rekabet kabiliyetinin zayıfladığı ve
özel sektöre sunulan teşviklerin kamu kurumlarından esirgendiği gözlemlenmektedir.
1
Serbestleştirme-özelleştirmelerin havacılığa olumsuz etkileri, kurumsal yapı ve kapasitelerin
parçalanması, gerilemesi; Sayıştay raporlarına yansıyan büyük zararlar; yüksek sayılabilecek
2
bir istihdam düzeyine rağmen Ar-Ge çalışmalarındaki verimsizlik; plansızlık, denetimsizlik
ve denetim yetersizliği; hava taşımacılığı, havalimanları, bakım-onarım-yenileme
hizmetleriyle ilgili olanlar başta olmak üzere, meslektaşlarımızın ve sektörün birçok sorunu
bulunmaktadır.
THY, serbestleştirme ve özelleştirmelerle ulusal havacılık sektörünü geliştiren, bakım ve
mühendislik yatırımlarını planlayan kamu kuruluşu olma özelliğini kaybetmiştir.
Bakım onarım hizmetleri alanındaki teknik eleman sıkıntıları, sertifikasız eleman çalıştırılması,
havayolu işletmelerinde az sayıda personelle çok iş yapma çabaları, kaza risklerini
artırmaktadır.
Bir kamu kurumu olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün dokümanlarında artık mühendis
istihdamı görülmemekte, sadece teknisyen istihdamı görülebilmektedir.
Kamuoyu, bir Cumhuriyet Kurumu ve ülkemizdeki havacılık kültürünün kurucusu olan Türk
Hava Kurumu’nu havacılık kurumu olmaktan çıkarma çabalarına, özellikle orman
yangınlarındaki zafiyetlerle tanık olmuştur.
2018 yılı sonlarında “Bir rüya gerçek oluyor” denilerek kurulan Türkiye Uzay Ajansı
kuruluşundan 2021 yılına kadar hiçbir faaliyette bulunmadığı gibi, kurumun ihalelerinin
mevzuata uygun olmadığı, Kamu İhale Kanunu’na aykırı işlemler yaptığı Sayıştay tarafından
tespit edilmiştir. Kurumun toplam personeli, 2025 yılında 62 kişidir.
Havacılık ve Savunma Sanayii dünya genelinde stratejik önemde, kamu yönlendirmeli, katma
değeri yüksek, yeni nesil teknolojileri geliştiren ve esasen kamu destekleri ile gelişen bir
sektördür.
Ancak ülkemizde kamunun yanlış yönetimi, kamu yararının tasfiyesi ve
serbestleştirme-özelleştirmelerle birlikte etkisizleştirilen ve esasen imaja dayalı medyatik
gösterilerle sunulan bir sektör yapısından bahsetmek mümkündür.
Bilişim, havacılık ve savunma sanayilerini de kapsayacak şekilde kamu kurumlarının ürettiği
bazı önemli yerli teknoloji projeleri, ince yöntemlerle engellenerek kesintiye uğratılmış ve
özel sektöre peşkeş çekilmiştir.
Yeni projeler artık özel sektör tekelindedir. Teşvikler artık
özel sektöre verilmektedir.
Özel sektörün yabancı kurum ve kuruluşlarla yaptığı bazı
anlaşmalar ülkemizdeki ilgili kamu kuruluşlarının önünü kesecek niteliktedir.
Diğer yandan biliyoruz ki, ülkelerin egemenlik hakları açısından, ara malların tedarik edildiği
ülkelerin devletleri ve o devletlerin çıkarlarına bağlı özel kuruluşlar, bizim gibi ülkelerdeki
üretimin nihai evresinden itibaren ürünlerin kullanım veya ihracatına yönelik kısıtlayıcı hatta
yasaklayıcı yaptırımlar, ambargolar da uygulamaktadır.
Bu gerçekler, NATO ve Dünya
Ticaret Örgütü üyeliklerinin getirdiği kısıtlayıcılıklardan çıkışa, tam bağımsızlığın
sağlanmasına dek çok önemli ulusal, kamusal/toplumsal gerekliliklere işaret etmektedir.
İster devlet/kamu üretimi, ister özel sektör üretimi açısından olsun, devletler tarafından
fonlanan savunma sanayii üretimlerinin alıcılarının başka devletler olduğu, yüksek
teknolojiye ihtiyaç duyulan, Ar-Ge yoğun bir sanayide ulusal kaynaklar, mali ve yetişmiş
insan boyutlarıyla yerli ve yabancı uluslararası tekellere “Ar-Ge Desteği” kalemi üzerinden de
aktarılmaktadır.
Ar-Ge teşviklerinin ne kadar doğru kullanıldığı, amaca hizmet edip etmediği
bilinmemektedir. Ar-Ge süreçlerinin sonuçları ölçülebilir, izlenebilir, şeffaf ve denetlenebilir
olmalıdır.
Diğer yandan bir ülkenin en önemli kaynağı yetişmiş vasıflı insan gücüdür ve bu güç
kalkınmanın en temel unsurudur; tasarımın ve fikri mülkiyetin tek üreticisidir.
Ancak bu
konuda hoyratça davranılmaktadır. Uygun ortamların sağlanması bir yana kayırmacılığın
hakim olduğu, biatın öncelendiği; liyakate, bilgiye, deneyime değer verilmediği, hukukun
üstünlüğünün olmadığı bir yapıda bu hayati kaynağımızın ülkeden göçmesine sebep
olunmaktadır.
3
Sektörün kamu sermayeli büyük kuruluşlarının yüksek lisanslı, doktoralı mühendisleri ve
teknik elemanlarının mobbing, baskı, kayırmacılık gibi usulsüzlüklere dayanamayarak
yurtdışına göçmeleri söz konusudur.
Mesnetsiz duyumlara dayalı kişisel güvenlik
soruşturmaları siyasi bir baskı unsuru olarak kullanılabilmektedir. Sektörde duyulan yolsuzluk
ve usulsüzlüklerin sorgulanması “milli güvenlik” gerekçesiyle tabu haline getirilmektedir.
Uçak havacılık ve uzay sanayiinin kamusal bir çerçevede geliştirilmesi hedeflenmelidir. Bu
kapsamda başta Uçak Havacılık ve Uzay Mühendisliği eğitiminin uçak sanayii üretimi ile
idamesi ve üniversite sanayii işbirliği sağlanmalı; devlet bu yönde kaynak tahsisi yapmalıdır.
Ulusal uçak sanayiinin bel kemiğini oluşturan askeri fabrikalar ve Türk Hava Kurumu gibi
kamuya ait kurumlar birer ulusal değerdir. Cumhuriyetin kazanımları olan bu değerlerimiz
ülkemizde havacılığın gelişmesinde lokomotif bir rol oynamıştır, bu işlevlerini bundan sonra
da sürdürmeleri için korunmalıdırlar.
Havacılık sanayiinde istihdam edilecek teknik personelin uluslararası düzeyde akredite
edilmiş eğitim programları kapsamında yetiştirilmeleri, Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerinin
öncelikli kalem olması gerektiği dikkate alınarak uçak, havacılık ve uzay mühendisliği
eğitiminin nicelikten ziyade nitelik olarak geliştirilmesi amaçlanmalıdır.
Uçak havacılık ve uzay mühendisliği bölümleri, kurulduğu bölgelerin ihtiyaçları ve havacılık
ile ilgili faaliyetler dikkate alınarak kurulmalı, kontenjan sayısı planlanmalıdır.
Havacılık kümelenmelerinin bilgi birikimi ve bugüne kadar oluşturdukları deneyimi daha üst
seviyeye taşıyabilmeleri için ortak projelere yönlendirilmeleri gerekmektedir.
Havacılık
kümelenmeleri ortak üretim yapabilme kapasitesi olan kurumsal yapılar olarak gelişmelidir.
Yapay zekâ, makina öğrenmesi, dijital dönüşüm uygulamalarının sektörde uygulanması teşvik
edilmelidir.
Günümüzde üretim teknikleri çok hızlı bir şekilde ilerlemekte, altyapının bu
yönde yetkinleştirilmesi gerekmektedir.
Özgün, özgür, çağdaş ulusal yazılımlar geliştirilmeli
ve bu çabalar Ar-Ge çalışmalarına yansıtılmalıdır.
Havacılık sanayiiinde en önemli kaynak olan yetişmiş insan gücünün ve özellikle
mühendislerin istihdam edilmesi özendirilmeli; üniversite eğitimi sırasında uzun süreli staj
imkanları sağlanmalıdır.
Havacılık alanında yetişmiş personelin bilgi ve tecrübesinden eğitim-öğretim sürecinde
yararlanılmalı; uçak, havacılık ve uzay mühendisliği bölümlerinde ders vermeleri ve saha
tecrübelerini aktarmalarına yönelik üniversite-sanayi işbirliği protokolleri yapılmalıdır.
Bütün sorunların çözüm anahtarı; bağımsızlık/tam bağımsızlık, yerli üretimin mühendislik,
tasarım ve yerli girdilerden başlayarak hakim olması ve toplum yararına kamucu politikaların
benimsenmesindedir.
Havacılık ve uzay sanayii, savunma sanayii ile sınırlı tutulmadan, ulusal ölçekli bir stratejiyle
ülke ve toplum lehine planlı olarak geliştirilmeye; bu alandaki çalışma ve ürünlerin barışçıl ve
sivil uygulamalara yönelmesi için köktenci adımlar atılmasına ihtiyaç duymaktadır.
Bağımsızlık temelinde tüm kaynakların toplum yararına değerlendirildiği, bilimi ve teknolojiyi
esas alan, Ar-Ge, inovasyon ve mühendisliğe ağırlık veren, devletin ekonomideki
yönlendiriciliğini kamucu bir yaklaşım ve toplumsal yararla birleştirerek benimseyen, dış
girdilere bağımlılığı en aza indirilmiş, laik sosyal hukuk devleti anlayışı temelinde istihdam
odaklı planlı kalkınmayı öngören politikalar gerekmektedir.
Bizler kamu girişimciliği ve kamu işletmeciliğinin önemini, gerçek bir yerli üretim ve
toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda planlı sanayileşme ve kalkınmanın olmazsa olmaz
önemini ve ülkemizin geleceğinin bu yaklaşıma bağlı olduğunu savunmaya devam edeceğiz.
TMMOB MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI

